fbpx

Sosyal Medya ve Sosyal Baskı Faktörü

Sosyal Medya ve Sosyal Baskı Faktörü

Tiktok ve Instagram gibi sosyal mecralar, günümüz teknoloji çağında hemen hemen herkesin hayatının içindedir. Dünyanın pek çok yerinde, insanlar günlerinin belli kısımlarını bu sosyal mecralarda geçirmektedirler. Bir teknoloji harikası olarak gösterilebilecek sosyal mecralar, dünyanın farklı yerlerindeki insanların iletişimini ve etkileşimini sağlamakta, bilgi akışında güçlü bir araç olmakta ve insanların yeniliklerden haberdar olmalarına olanak vermektedir. Aynı zamanda, bu mecralar bireylere kendilerini ifade etme fırsatı sunarak kişisel ve mesleki gelişimlerine katkıda bulunabilmektedir.

Günümüzde özellikle genç yaştaki kullanıcıların zamanlarını fazlasıyla geçirdikleri bu platformlar, insanlara; yeni akımlar, yeni trendler, yeni güzellik algısı ve moda gibi pek çok yeniliği sergilemekte ve haliyle özendirmektedir. İnsanlar başkalarından gördükleri herhangi bir şeye sahip olma arzusu ya da gördükleri gibi davranış sergileme eğilimindedirler. Bu şekilde Tiktok herkesin hemen hemen aynı giyindiği, aynı saçlara sahip olduğu veya aynı davranışları sergilediği, ve Instagram çağında insanların, özellikle de gençlerin sosyal baskıya uğramaları kaçınılmazdır. Herkesin aynı göründüğü bir çağda farklı olan azınlık, kaçınılmaz olarak sosyal baskıya uğrar. Bu durum, bireyin kendisini toplum içinde yeterince kabul görmemiş hissetmesine ve özgüven eksikliği yaşamasına neden olabilir.

Sosyal baskının bireyler üzerindeki etkisi sadece fiziksel görünüş veya moda ile sınırlı değildir. İnsanlar, sosyal medyada popüler olan belirli yaşam tarzlarını benimsemek zorunda hissedebilirler. Örneğin, sürekli seyahat eden, lüks mekanlarda vakit geçiren ya da kusursuz görünen hayatlar paylaşan kişilerin oluşturduğu bir gerçeklik algısı, takipçileri üzerinde psikolojik bir yük oluşturabilir. Bireyler, kendi yaşamlarını bu gösterişli hayatlarla kıyasladıklarında yetersizlik duygusu yaşayabilirler.

Sosyal baskı sonucunda birey, çoğunluğa uymadığı durumlarda kendini yetersiz, değersiz ve çirkin hissedebilir. Çünkü trendlerde herkesin gözüne sokulan bir örnek vardır ve bu örneğe uymayanlar dışlanır, küçümsenir, eleştirilir. Bu durumda ise sorulması gereken soru şudur: Yetersiz, değersiz ve çirkin olan bireyin kendisi mi yoksa bireye bu hisleri yaşatan şey midir? Bu sorunun cevabını doğru bir şekilde verebildiğimizde ekran karşısında gördüğü maskelenmiş hayatlarla kendini kıyaslayarak kendinden vazgeçen, mutsuz, özgüvensiz bireyler yerine kendine güvenen, kendini olduğu gibi kabul eden ve hayatını mutlu yaşayabilen bireylerin varlığı gün yüzüne çıkabilir. Bu nedenle, sosyal medyada sunulan içerikleri sorgulamak ve bilinçli bir medya okuryazarlığı geliştirmek, bireylerin ruh sağlığını koruma açısından büyük önem taşımaktadır.

Selinay Akça

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

2. Sınıf Temsilcisi

Bu Yazıyı Paylaş
1 Comments
  1. hanne kılavuz

    ellerine sağlık 🤍

Yorum Yap